BAYRAKLAR İÇİNDE

 

Bir gözümden alıp,
Diğerine vermeye kıyamazdım.
İncinsen azıcık,
Dünyaya sığamazdım.

Aslan oğlum,

Okulunda her sabah,
“Varlığım, Türk varlığına
Armağan olsun!” derken
Ben mutluluktan ağlardım…

Uğurlarken seni,
“Gitme” demedim hiç.
“Git evlat git
Vatana hizmet borçtur
Öde, yüz akıyla gel…”

Geldin bugün,
Geldin!
Omuzlar üstünde,
Ne güzelsin bayraklar içinde…
Mehmedim, fidanım, kuzum,
Alnımın akı, oğul, can
Gururumdur, şanımdır,
Şakağındaki al şeref nişanındır.

Duyun millet duyun!
Şehit anası yaptı beni
Bir tanecik oğlum…

Benim oğlum,
Sözünü işte böyle tutar.
Varlığını Türk varlığına
Armağan eder!..

Can oğul,
Kanınla sulanan topraklar
Torunlarına bağ olsun.
Yolumuz hak yolu
Mekânın cennettir
Ben acımı yüreğimde küllerim
Yeter ki;
Vatan sağolsun!

FİLİZ ALTIOK DURAK

 

KUVAY-I MİLLİYE ŞİİR YARIŞMASINA KAYSERİ’DEN DESTEK

 

Birlik gazetesi ve Balıkesir Yazarlar ve Şairler Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği ve bu yıl sekizincisi gerçekleşecek “Kuvay-ı Milliye ve Balıkesir” konulu şiir yarışmasına öğrencilerin ilgisi devam ederken yarışmaya bir destek de Kayserili şair Fazıl Ahmet Bahadır’dan geldi.

 

Fazıl Ahmet Bahadır, Bayşad yönetim kurulu başkanı Mustafa Kuvancı’yı arayarak Balıkesir’in Kuvay-ı Milliye ruhunu yaşatması için yaptıkları çalışmadan dolayı teşekkür etti ve bu etkinlikte kendisinin de bir katkısı bulunmasını arzu ettiğini bildirdi. Şair Fazıl Ahmet Bahadır, dereceye giren öğrencilere “Yeniden Kuvayı Milliye” adlı kitabını hediye etmek istediğini ifade ederek, bu ruhun hep canlı tutulmasının önemine dikkat çekti.

 

Bayşad yönetim kurulu başkanı Mustafa Kuvancı, bu desteğin kendilerine moral verdiğini söyleyerek amaçlarının Milli Mücadele döneminde büyük bir kahramanlık örneği sergileyen yiğit Balıkesirlilerin unutulmaması, Balıkesir’de bu ruhun hep canlı tutulması ve genç neslin geçmişi unutmadan, geçmişte bu topraklara sahip çıkan dedelerini örnek alarak yarınlara daha güçlü ilerlemelerini sağlamak olduğunu ifade etti.

 

Kuvay-ı Milliye ve Balıkesir konulu şiir yarışması ilköğretim 6-7-8. sınıf öğrencileri ve ortaöğretim öğrencileri arasında olmak üzere iki kategoride yapılıyor. Eserlerin son gönderim tarihi 22 Mayıs 2012 ve katılımcılar yarışma şartnamesine www.baysad.org adresinde yarışmalar başlığı altından ayrıca Birlik gazetesinden ulaşabilirler.

 

 

Fazıl Ahmet Bahadır Kimdir?

 

1958 senesinde Kayseri ilinin Pınarbaşı ilçesinde doğdu. İlkokul ve lise tahsilini Pınarbaşı’nda tamamladı. Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Ardahan ve Sapanca’da öğretmen olarak görev yaptı. Hacılar Baki-Ayşe Simitçioğlu Anadolu Lisesi’nden emekli oldu. TED Kayseri Kolejinde öğretmenlik görevini sürdürmektedir.

Şair, Türkiye Yazarlar Birliği ve Polatlı Belediyesi’nin Sakarya Savaşı’nın yıldönümü Kutlamaları çerçevesinde ortaklaşa düzenlemiş oldukları “Sakarya Savaşı Hatırat Yarışması”’nda “Liseli Şehitler Destanı” adlı eseri ile 13 Eylül 2005 tarihinde birincilik ödülü almıştı.

Şiirlerinin bir bölümünü “Yeniden Kuva-yı Milliye” adını verdiği bir kitapta toplamıştır.

Şairin şiirleri; Kayseri Türk Ocağı Gazetesi, Türk Edebiyatı, Orkun, Kardaşlık, Altınköprü, Türkmen Bohçası, Erciyes, Gültepe, Berceste,Türk’çe, Müdafa-i Hukuk dergilerinde yayımlanmaktadır

Sen yaşam münasebetini bilmedikçe
Yaşamın en müteberi olsan ne fayda!

Hepten yok olmak dediğiniz şeyin adıysa eğer ölüm, ölmenin de bir adı var, değil ki zulüm!

Ruhlarımızda giyinik olan bedenin sonsuzca üzerimizde kalacağı düşüncesinin bir hayalden ibaret olduğunu biliyoruz her birimiz… Ki biz sonsuzluğu Yaradanın Cennet’ün Naimi’ne saklamak gerektiği bilincini hiç unutmasak eğer; kirlenmeyecek hiç birşey!

Çoktandır terkedilmiş kalpler vardır hani.Yalnızlığın dibe vurduğu kıyılar vs.ler… Gerçeğin ötesindeki nimeti bilebilseydik eğer Yalnızlık diye birşey de kalmayacaktı dilimizde… Biz kendimizi kendimizden kaç kere çıkardık ki bu yolda. Ve kaç kere ölerek yaşadık ki görünmeyen yerlerde! Bilemiyoruz bunu bile…

İlim irfan derdine düşmek güzel; lakin erteletmeseydi bazı şeyleri bilim…

Oku emriyle başladı gerçekler.

oku ve anlat!

Anlatmak için okumak, okuduktan sonra anlatmaktır görev olan.

Zemheri kainatın ortasındaki ateşi görmeyen yüreklere,

Baktığını sanan ama kör olan gözlere,

Bilmiyormuş gibi yapan ama herşeyi aslında çok iyi bilen beyinlere

Ve ilk başta, en zor olana; nefsimize dönüp anlatabilsek herşeyi…

Yaşam kabuklarında, elbet taşıyacak yaralarını. Arada bir kanatmak da lazım kuruyan yarayı! Kanattıkça hatırlamak, hatırladıkça dönmek gerçeğe…

Nitekim; olmasaydı zor günlerin çilesi,

geçilir miydi keyfinden iyi günlerin…

_________________!

Biliyorum anne. Yazmak istediklerimin ve yazmam gerekenlerin aslında damlasından bir damla düştüğümü satırlara… Ama yorgunluğun izni bu kadar yüreğime.

Sen şimdi duanı eksik etme bu aciz kızından okusun, okuduğunu anlasın ve anlatabilsin önce kendine sonra herkese; bir de Sabır kolyesi tak boynuma Ve her daraldığımda,  soluma soluma üfürsün! Kendimde kalayım ben!

 

AyŞenur Kaya

Karmaşık Bir Sabah

 

Yorgun bir dünün ardından, bugünün tarafımca açılamayan gözlerle karşılanması oldukça canımı sıkıyordu. Lakin elimden de gelmiyordu hiç birşey… Yapılabilecek en güzel şeydi bir abdestin o nefsimi süsleyen yanı!

Nitekim çorbada benim de tuzum  bulunsun diyen aynanın karşısında biraz daha kendime gelişimi seyredebiliyordum.

kahvaltının eksik bir yanı vardı, çay gibi örneğin. Bir de üstaddan mütevelli alışkanlık olsa gerek ki; çaydaki o muazzam karanfil kokusu…

Elimdeki Çayın tadına varırken, pencere camından biraz daha siyah beyaz görünüyordu yaşam bana. İnsanların yoktu boş beden taşıyanlardan farkı ve boş bedenimle onları seyretmemin…

Radyoda bir Müzeyyen Senar şarkısının, ‘Benzemez kimse sana’ dizelerinin; akşam surlarına kadar dilime dolanabileceği gerçeği hoşuma gidebiliyordu…

O yoktu; lakin tarafımca özleniyordu. Yalnızca bilmiyordu dünyamdaki kaos yüklü esintileri!

Mevlananın sözleriyle avunabilecek kadar kaptırmıştım kendimi Şemse. Ve kırk yıl beklediği gerçeğine dayanarak bekleyebilme cesaretine bürünebiliyordum ben de…

Aşk gerçeğinden çıkıp; beşeriye duyularak, yalancı kabuklara da bağlanabiliyordu. Keza insan için sevmek başlı başına olması gerekliydi. Ama karıştırıyorduk biz bu ikilemi…

Neyse ki sokaklardan yükselen bir sessizliğin, sessiz çığlıklarıma karışırkenki halinden kurtulmak için, düşüncelerime geri dönerek karalamaya yeltenebilirdim bir kaç satır..

Olan biten konusunda hiç bir fikrim yoktu aslında. Yaşıyordum tek başınlağımla herşeyi

Aşk ellerimde paçavraya dönmüştü. Ve ben bunu yazık ki kabul ediyordum…

Yazmak için bir sebebi olmalıydı insanın adına ilham denilen. Derler ki sakın bir şair sevme. Sıfr yazabilmek için seni terk eder!

Gereği yoktu bunun. Biz zaten ayrılıkların alınımza daha en başından yazıldığı gerçeğinin bilerek başladık yazmaya. Ve biz ayrılmadan o ayrılık nimeti çoktan geliyor yamacımıza…

şimdi kalem şaha kalkmış. Biraz sessizlik istiyorum…

Bismillahirrahmanirrahim!

 

 

Şiir Yazma Yarışması

BALIKESİR YAZARLAR VE ŞAİRLER DERNEĞİ

ŞİİR YAZMA YARIŞMASI ŞARTNAMESİ

 

A) KONUSU : Kuvay-ı Milliye ve Balıkesir

 

B) TÜRÜ       : Şiir Yazma Yarışması

 

C) AMACI

Türk Milli Eğitiminin genel amaçları doğrultusunda öğrencilerin Türkçeye olan ilgisin artırmak, öğrencinin kendine güven duygusunu geliştirmek, ana dilimizi doğru kullanma şuurunu kazandırmak ve okulunu temsil etme sorumluluğunu geliştirmek, kendilerini özgürce ifade edebilme duygularını geliştirmek; onları ödüllendirip teşvik ederek üretici yönlerini ortaya çıkarmalarını sağlamak ve geleceğin sanatçılarını, edebiyatçılarını yetiştirmek için genç yeteneklerin açığa çıkarılması için uygun ortam oluşturmak.

 

D) KAPSAM: Balıkesir’de MEB’e bağlı özel ve resmi a) ilköğretim 6-7-8,  b) ortaöğretim okulu öğrencileri olmak üzere iki ayrı kategori

 

E) YERİ: Balıkesir Yazarlar ve Şairler Derneği

 

F) KATILIM ŞARTLARI

 

1. Yarışmaya katılan şiirlerin daha önce herhangi bir yarışmaya katılmamış ve herhangi bir yerde yayımlanmamış olması gerekir.

 

2. Her yarışmacı, yarışmaya bir ( 1 ) şiirle katılabilir. Biçim yönünden herhangi bir sınırlama yoktur.

 

3. Yarışmaya rumuz ile katılacaktır. Rumuz şiirin ilk sayfasında sol üst köşeye yazılacak, yarışmaya katılan kişinin kimlik bilgileri, okulu, sınıfı, adres bilgileri, öğrenci ve velisinin telefonu, eserin adı yazılıp zarfın içerisine konulacak, zarfın üzerine sadece rumuz yazılacaktır.

 

4. Şiirler bilgisayarla word formatında A4 kağıda, Times New Roman yazı tipi ile 12 punto’yla ya da okunaklı el yazısıyla A4 kağıda yazılmış olmalıdır.

 

5. Yarışmaya katılan şiirler eser sahibine geri verilmeyecektir. Eserlerden uygun görülenler, herhangi bir telif hakkı iznine gerek kalmaksızın, istendiği takdirde yarışmayı düzenleyen kuruluşlar tarafından bir kitapta toplanacaktır.

 

6. Yarışmaya katılan eserler üzerinde seçici kurul tarafından dilbilgisine ilişkin düzenleme yapılabilir.

 

G) YARIŞMADA DEĞERLENDİRMEYE ALINMAYACAK ŞİİRLER

  • Temel değerlerle örtüşmeyen şiirler,
  • Daha önce herhangi bir yarışmaya katılan ya da herhangi bir yerde yayımlanmış şiirler,
  • Yazar olarak altında imzası bulunan öğrenciye ait olmayan, bir yerden tamamen ya da kısmen kopyalanıp yarışmaya gönderilen şiirler,
  • Çok sayıda yazım ve noktalama hatası içeren şiirler,
  • Başvuru tarihinden sonra teslim edilen şiirler,
  • T.C. Anayasası ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırılık teşkil eden şiirler seçici kurul tarafından değerlendirme dışı bırakılacaktır.

 

 

 

H) ESERLERİN TESLİM TARİHİ VE YERİ

Eserler 22 Mayıs 2012 tarihine kadar Balıkesir Yazarlar ve Şairler Derneği’ne (Eski Kuyumcular Mah. Yeşilli Cad. Helvacı İş hanı 19-A Kat: 3) veya Birlik Gazetesi’ne (Eski Kuyumcular Mahallesi. Çavuş Sok. No: 31/2 Balıkesir ) teslim edilecektir.

 

I) SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ

 

Mustafa KUVANCI, Yusuf AKGÜL, Mehmet Özkan, Mustafa KESER, Filiz Altıok  DURAK, Harun TOPAL, Nihat KARAYEL

 

İ) ŞİİRLERİN DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ

 

DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ PUAN DEĞERİ
Şiirin Özgünlüğü 20 Puan
Şiirin imge ve çağrışım değeri 20 Puan
Şiirin ahenk değeri 20 Puan
Temanın bütünlüğü 10 Puan
Seçilen sözcüklerin uygunluğu 10 Puan
Türkçenin etkin kullanılabilmesi 10 Puan
Şiirin isminin içeriğiyle uyumu 5 Puan
Yazım ve noktalamanın doğru kullanımı 5 Puan
                                                                   TOPLAM 100 PUAN

 

 

J) DEĞERLENDİRMENİN İLAN TARİHİ:   25 Mayıs 2012 Cuma

 

K) ÖDÜLLER:  Plaketler, katılım belgeleri ve kitap setleri.

 

Birincilik Ödülleri      : Plaket

İkincilik Ödülleri        : Başarı Belgesi

Üçüncülük Ödülleri    : Başarı Belgesi

Özendirme Ödülleri   : Başarı Belgesi

 

L) ÖDÜL TÖRENİ TARİHİ: Ödül töreni tarihi ve yeri daha sonra basın yoluyla ilan edilecektir.

 

 

Bayşad Şiirle Büyüledi

Bayşad Şiirle Büyüledi

 

Bayşad (Balıkesir Yazarlar ve Şairler Derneği) üniversite öğrencileri grubunun hazırlayıp sunduğu “Düş Yolcusu” şiir dinletisi büyük beğeni gördü. Salih Tozan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa oldukça büyük ilgi vardı.

 

BAÜ Necatibey Eğitim Fakültesi öğrencileri, Ensar Kılıç’ın yönetiminde iki aylık bir çalışmayla edebiyatımızın ünlü şairlerinden şiirleri yorumladılar. Dinletide Arif Nihat Asya’dan Nazım Hikmet’e, Ataol Behramoğlu’ndan Mehmet Akif’e kadar birçok şairin en güzel şiirleri yorumlandı.

 

Öğrencilerin seslendirdiği türkülerle renklenen programda NEF öğrencilerinden Aysun Özcan, Caner Coşkun, Elif Öztürk, Hayati Sarıekiz, Seda Nur Kurt, Rümeysa Kula, Ensar Kılıç, Ayşegül Gencer, Özge Soylu, Doğan Çakmak, Ali Mete, Fatih Yazıcı, Şeyda Satıloğlu, Onur Kınık, Hüseyin Öztürk ve Ayşegül Kaplan görev aldılar.

 

Programa Bayşad üyeleri, üniversite öğrencileri ve Balıkesirli şiirseverler dinleyici olarak katıldı. Dinleti sonunda Bayşad yönetim kurulu başkanı Mustafa Kuvancı’yla birlikte NEF hocalarından Azad Kaya ve Birsel Oruç Aslan tarafından öğrencilere teşekkür belgeleri verildi.

 

BAYŞAD ŞİİR DİNLETİSİ

 

BAYŞAD ŞİİR DİNLETİSİ’NE DAVETLİSİNİZ

 

Bayşad – Şamlı İlköğretim işbirliğiyle gerçekleştireceğimiz “Ya Şiir Çekip Giderse…” konulu şiir dinletimiz 15 Nisan 2012 tarihinde saat 15.00′te Yaylada AVM Cinemarine 3 nolu salonda gerçekleştirilecektir. Üyelerimiz, dostlarımız ve tüm halkımız davetlidir.

 

Okunacak Şiirler:

  1. HASRET
  2. ETME
  3. HADİ GİT
  4. BENİ UNUTMA
  5. HER ŞEY SENDE GİZLİ
  6. EFE TORUNU
  7. GELECEĞİM
  8. SOKAK ÇOCUĞU
  9. SOL YANIM
  10. ADAM GİBİ ADAM
  11. BABAM
  12. SEVGİLİ ÖĞRETMENİM

 

 

 

 Bandırma Belediyesinin katkıları ve Liman AVM’de Balıkesir Yazarlar ve Şairler Derneği ve Bandırma Engelliler Derneği işbirliği ile düzenlenen  söyleşi ve İmza gününe Bandırma temsilcimiz Nazlı Tolun ve Bandırma Engelliler Derneği Başkanı Hüseyin Uçar’ın üstün gayretleri ile başarılı bir şekilde tamamlandı.

     Bandırma Belediye Başkan Vekili Dursun Mirza’nın İmza ve Söyleyişiye katılan Bandırma Engelliler Derneği Başkanı Hüseyin Uçar ve Yönetim Kurulu üyeleri Volkan Şahan, Ayşegül Kavaklı, Talip Meral, Burak Dündar ve Ozan-Şair Erdal Dumral’a belgelerini taktim ettikten sonra, Bayşad üyelerine ve istanbul’dan gelen Yazar ve Şairler den Faruk Civelek, Erkut Durmuş, Demir Mutlugil, Mehmet Ali San, Antalya’dan katılan Halil Karacan ile Edremit Akçay’dan katılan Adem Torun’a etkiliğe katılım belgelerini verdikten sonra, Bandırma AVM de bulunan Bandırma’lı vataşdaşlarımıza,  Engelli Kardeşlerimiz ve Şair ve Yazarlara bir kokteyl ile hoşgeldiniz dedi. 

      Bayşad Bandırma temsilcimiz Nazlı Tolun’da yaptığı konuşmada, Bandırma Engelliler Derneği Başkanı Hüseyin Uçar ve Eşi Aynur Uçar ve Dernek yönetim kurulu üyelerine ve Bandırma Belediye Başkanı Sedat Pekel namına Belediye Başkan Vekili Dursun Mirza’ya katkılarından dolayı teşekkürlerini sundu ve bu etkiniklerin devam edeceğini söyledi.

       Söyleşi ve İmza etkinliğinden sonra Bandırma Engelliler Derneğinin Limanda bulunan Dernek lokalini ziyaretimizde Dernek Başkanı Hüseyin Uçar ve Yönetim kurulu üyeleri ile birlikte dernek lokalinde Engellilerin sorunları ve yapılabilecek işler konuşuldu. Engelli Kardeşimiz Ayşegül Kavaklı  ”Tüm toplumun bizlerin arasına katılmasını ve manevi desteklerinin esirgememelerini” istedi. Hüseyin Uçar’ın eşi Aynur Uçar hanımefendi Down sendromlu oğlu ile birlikte tüm gün süren etkinlikte hep yanımızda olduğu için teşekkürlerimize nail oldu. Ayrıca Fulya Tuncay ve Ahmet Başkan kardeşlerimizede katılımları için müteşekkiriz.

       Bandırma Engelliler Derneği Başkanı ve Sevgili Üyelerine sımsıcak ilgileri nedeniyle ve Bayşad Bandırma Temsilcimiz Nazlı Torun’a gecesini,gündüzüne katarak yapmış olduğu emekleri için. Bandırma Belediye Başkan Vekili Dursun Mirza’ya ve Bandırma Halkının bizlere verdiği destek için sonsuz TEŞEKKÜRLERİMLE.

 

EDEBİYATIMIZDA MÜSTEAR İSİMLER (MAHLASLAR)

 

Mustafa KUVANCI

 

Arapça bir sıfat olan müstear, sözlük anlamıyla ödünç alınmış takma ad (1), bir müellifin herhangi bir eserinde kullandığı takma isimdir (2) .

 

Bu takma isimlere edebiyatımızda müstear isim, mahlas, takma ad, iğreti ad, tapşırma denir. Takma isimler sadece bizim edebiyatımıza mahsus değildir. Diğer milletlerin edebiyatlarında da görülür. Bu sembolik kelimeler için Almancada “dectname, Fransızcada pseudonyme, İngilizcede pseuddonym ifadesi kullanılmıştır (3).

 

Yazar ve şairler değişik sebeplerle takma isim kullanırlar. Öncelikle mahlas kullanma, aynı ismi taşıyan şairlerin şiirlerinin karışmaması için başvurdukları bir durumdur. Eskiden çok kullanılan Ahmet, Mehmet, Mustafa, Ali, Ömer, Hüseyin, Hasan gibi isimleri taşıyan şairler, adaşlarıyla karıştırılmamak için mahlas kullanma gereği duymuştur.

 

İkinci olarak şair, yazdığı şiirde hakim düşünceyi, ahengi, anlam zenginliğini, akıcılığı, sanatsal zenginliği sağlayan kişinin kendisi olduğunun bilinmesini istemiş; yine adaşlarıyla karıştırılmamak için kendine güzel bir mahlas bulmuş ve bunu kullanarak tanınmış, bilinmiştir (4)

 

Bir başka görüşe göre şairler, Allah veya hükümdar karşısında kul veya teba durumunda bulundukları için eserlerinde gerçek isimlerini kullanmanın saygısızlık olacağı düşüncesini taşımışlar, bu amaçla mahlas kullanmışlardır (5).

 

Devlet memuru olan yazar ve şairlerin yazdıklarından dolayı kendilerini gizlemek için takma ada başvurduğu olmuştur. İktidarla ters düşen ve kimi zaman yazma yasağı getirilen yazar ve şairler de hem geçimlerini temin, hem de düşüncelerini ifade etme adına mahlas kullanmış, farklı isimlerle yazmaya devam etmişlerdir.

 

Yazar ve şairi takma ad kullanmaya sevk eden sebepleri şöyle sıralayabiliriz:

  1. Geleneksel sebepler: Divan ve halk edebiyatında şairler arasında takma isim almak bir gelenek olduğu için bütün şairler mahlas kullanma gereği duymuştur.
  2. Siyasi Sebepler: Yazar ve şair baskıcı yönetimin olduğu dönemde takma isimle yazma gereği duymuştur.
  3. Ekonomik Sebepler: Geçim kaygısı taşıyan yazarların eserlerini farklı isimlerle yayınlaması ya da gazete ve derginin yayın kadrosunu geniş göstermek için uyguladığı bir yöntemdir.
  4. Psikolojik Sebepler: Özellikle genç yazar – şairlerin ve yazdıkları eseri kendi ismine yakıştıramayanların tercih ettiği durumdur.
  5. Toplumsal Sebepler: Toplumun değer yargılarının ön planda olduğu ve buna göre şekil alan bir anlayışın yansımasıdır. (6)

 

Şairlerin kendilerine uygun bir mahlas seçmesi, hem Türk halk şiiri, hem de Divan şiiri geleneğinde şairliğin ilk şartlarından birisi olarak kabul edilmiştir. Edebiyatımızda İran edebiyatı tesiriyle ilk Şeyhi (1375- 1431) ile başlayan bu mahlas alma geleneğine şairler daha sonraki dönemlerde de devam etmiş, şairlerimiz ruh hallerini yansıtan isimleri mahlas olarak almaya gayret etmiştir (7).

 

Takma adlar zamanla öyle yaygınlaşmıştır ki yazarların, şairlerin gerçek adları zamanla unutulmuş, mahlasları ön plana çıkmıştır. Bu durum her dönemde görülmüştür (8). Asıl adı Ömer Hulusi olan Muallim Naci; gerçek adı Mehmet Raşit Öğütçü olan Orhan Kemal; yine Ahmet Agah Beyatlı, Yahya Kemal; Musa Cevat Şakir Kabaağaçlı, Halikarnas Balıkçısı; Mehmet Nusret Nesin, Aziz Nesin bunlardan akla ilk gelenler.

 

Mahlasların ortaya çıkması ve kullanılmasında değişik etkenler vardır. Divan ve halk edebiyatımızda genellikle saygı duyulan, üstat kabul edilen bir kişinin uygun görmesiyle mahlas alınmaktaydı. Tanzimat sonrası usta çırak ilişkisi zayıfladığı için yazar ve şairler takma adlarını kendileri oluşturmuşlardır.

 

Divan edebiyatında şiir yazmaya yeni başlayan bir şaire üstat bir şair tarafından mahlas verildiğinde yazılan manzumeye “mahlasname” adı verilirdi. Bu manzumede yeni şaire verilen mahlas ve niçin bu adın verildiği hakkında açıklamalar bulunur, genç şairi över tarzda beyitlere yer verilirdi (9).

 

Şair Nef’i’ye mahlasını veren Gelibolulu Mustafa Âlî’nin mahlasnamesi ünlüdür.  Şeyh Galib’e ilk mahlası olan“Esad” ismini veren şair Neş’et’tir ve Şeyh Galib’in şaire teşekkür için yazdığı 37 beyitlik kaside meşhurdur.

 

“Neş’et dedi piran Zebanından edüp gûş

Mahlas ana Esad ne saadet bu ne şandır”

 

Edebiyatımızda şairlere takma ad verilirken veya şair kendisine mahlas bulurken şairin ruh yapısı, mesleği, soyu, mezhebi gibi ölçütler göz önünde bulundurulurdu. Bunun yanında şaire verilen mahlas, şiiriyeti olması için iki ya da üç heceli seçilirdi. Üç heceli isimlerde aruza uydurmada kolaylık olması için hecenin birinin kısa olması tercih edilirdi.

 

Divan şiirinde şairin mahlasının geçtiği beyite “mahlas beyti” ya da “mahlashane” denir. Şair genellikle şiirin son beytinde  mahlasını kullanır. Şair kimi zaman mahlasını kullanırken yalnız sözünü değil, mahlasının anlamını da kastedebilir. Buna mahlası tevriyeli kullanma denir ve “hüsn-i tahallus” adıyla anılır (10). Divan edebiyatımızın büyük şairlerinden Bakî mahlasını bu şekilde bazı beyitlerinde kullanmıştır:

 

Mihnet-i Huda’ya devlet-i dünya fena bulur

Bakî kalır sahife-i alemde adımız

 

Veya

 

Avazeyi bu aleme Davud gibi sal

Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş

 

Şairler mahlaslarını seçerken mesleklerini, babalarının mesleğini, ses güzelliğini; hattatlık, ressamlık gibi özelliklerini; güzellik, vücut özellik ve arızalarını, psikolojik hal ve vasıfları, dini-tasavvufi faaliyet ve bağlılıklarını; başlarından geçen herhangi bir olayla ilgili hal ve durumları dikkate almışlardır (11).

 

Mahlasların alınış sebeplerini şu başlıklar altında tasnif etmek mümkündür:

  1. Psikolojik bir durum ve tutumu aksettirenler: Fevrî, Gamî, Figanî, Huzurî…
  2. Övünmek, üstünlük taslamak için alınmış takma isimler: Ulvî, İzzetî, Kebirî, Arşî, Hakanî…
  3. Dini karakterli kelimelerden alınanlar: Firdevsî, Kevserî, İlahî, Yakınî…
  4. Coğrafi adlardan alınanlar: Şemsî, Afitabî, Bahrî…
  5. Tevazu ifadesi bulunanlar: Fakirî, Garibî, Zaifî, Mahcubî, Gedaî…
  6. Bir kavramı karşılayanlar: Beyanî, Kelamî, Fasihî, Lisanî…
  7. Mesleği, mensubiyeti veya bir hüneri ifade eden takma isimler: Gülşenî, Caferî, Katibî, Askerî, Nakşî, Mekkî, Nişanî, Niksarî,  Gülşehrî, Erzurumî…
  8. Başına ve sonuna ek getirmeden kendi ismini mahlas olarak kullanma: Veysel (Aşık Veysel), Şeref (Şeref Taşlıova)
  9. Soyadını takma ad olarak alma: Akarsu (Muhlis Akarsu), Çobanoğlu (Murat Çobanoğlu)
  10. Adın veya soyadın başına ya da sonuna bir sıfat ekleme: Kul Mustafa, Sefil Selimi, Garip Yalçın, Hüreyin Püryan…
  11. Erkek yazarların kadın isimleri kullanması: Nevin Yıldız (Atilla İlhan), Mübeccel Halit (Refik Halit Karay), Leyla Feride (Ahmet Rasim), Jale Baysal (Tarık Buğra) (12), (13)

 

Şairler zaman zaman mahlaslarını değiştirmişlerdir. Bunun birçok sebebi vardır. Şair, gençlik yıllarında aldığı takma ismi yaş ilerleyince beğenmeyip değiştirme gereği duyabilir. Şair bir müddet sonra tasavvufa intisap edince yeni hayat anlayışı gereği mahlasını değiştirebilir. Aynı mahlası kullanan birden fazla kişinin olması da şairi farklılığını gösterebilmek için başka bir mahlas aramaya yöneltebilir.

 

Gerçek adı Mehmet Dede olan Şeyh Galip, Hoca Neş’et’in verdiği “Esad” mahlasını bir zaman sonra değiştirmiş “Galip” mahlasını kullanmaya başlamıştır. Devrin hiciv şairi Sürurî, onun mahlas değiştirmesini aşağıdaki şiirle hicvetmiştir:

 

“Bilmem ey menhus adını Esad mıdır Galip miydi

Zatını tarif kıl kimsin kime mensupsun

Gerçi dersin şairane ben tagallüp eyledim

Piş-ii erbab-ı sühandan Galib’a mağlubsun”

 

(Ey uğursuz, adın Esat mıdır Galip midir? Kendini tarif et, kime mensupsun, kendini tanıt. Gerçi şairlere üstünlük sağladım dersin; ama galiba söz ustalarının önünde mağlupsun.)

 

Muallim Naci bu konuyu şöyle ifade eder: “Vaktiyle Hüznî ismini kullanan Sürurî’nin kendi durumunu unutarak Galip’e böyle bir tebdil-i mahlas vesilesiyle çıkışması bazılarına eğlence olmuş ise de urefaya çirkin görünmüştür.”

 

Sürurî’nin bu dörtlüğünden birkaç gün sonra kim tarafından yazıldığı bilinmeyen şu dörtlük ona cevap olarak gelmiştir.

 

“Mağrurluğun olmada günden güne efzun

Şayetse idi mahlasın olsaydı Gururî

Galip görünen Esad’a menhus diyorsun

Hüznî’yi unuttun mu ne yaptın Sürurî”

 

(Mağrurluğun günbegün artmada, mahlasın Gururî olsaydı iyi olurdu. Galip görünen Esad’a uğursuz diyorsun. Sürurî, Hüznî’yi unuttun mu ne yaptın) (14)

 

Kimi şairler şiirlerinde mahlas kullanmamışlar. Divan edebiyatının cengaver şairi Kadı Burhaneddin, 1500’e yaklaşan gazellerinde mahlas kullanmamıştır. Nedim, aşağıda bir beytini verdiğimiz gazelinde mahlas kullanmayarak üslubunun özelliğiyle gazelin kendisine ait olduğunun anlaşılabileceğini ince bir nükteyle belirtmiştir: (15)

 

“Malumdur benim sühanım mahlas istemez

Fark eyler anı şehrimizin nükte-danları”

 

Edebiyatımızda müstear isim, mahlas, takma ad, tapşırma gibi isimlerle anılan bu kullanım bugün de yaygın olarak devam etmektedir. Günümüz gazete ve dergilerinde yazan birçok yazarın takma isimler kullandığına şahidiz. Bunun yanında özellikle internet ortamındaki edebiyat sitelerinde yazanların mahlas kullandıklarını görüyoruz. Yalnız, müstear isimle yazan yazarın veya şairin şiirinin, yazısının altında gerçek isminin de bulunmasına bir anlam veremediğimizi ifade etmek isteriz.

 

Edebiyatımızda mahlas kullanan bazı yazarları örnek vererek konuyu noktalıyoruz:

 

Halide Edip Adıvar: Halide Salih, Salih Zeki

Ahmet Turan Alkan: Recai Güllaptan, Zakir Karagül

Melih Cevdet Anday: Niyaz Niyazoğlu, Yaşar Tellidere, Gani Girgin, A. Mecdi Velet

Oğuz Aral: Öfkeli Ömer

Nurullah Ataç: Ahfeşin Keçisi, Sabiha Yağızlar, Ali Gümrükçü

Gürbüz Azak: Oğuz Akalan, Ali Sağıroğlu, Nedim Gürbüz

Yavuz Bülent Bakiler: Cezmi Bülent, Bülent Cezmi

İlhan Bardakçı: İlhan Murat, Murat Bardakçı

Mahmut Celal Bayar: Turgut Alp, Galip Hoca

Tahir Fakir Baykurt: Yaşar Yalçın, Osman Akpürçek, Mehmet Gazi

Ahmet Agah Beyatlı: Üsküplü Agah, Yahya Kemal, Yahya Kemal Beyatlı, Süleyman Sadi

Niyazi Birinci: Yavuz Bahadıroğlu, Veysel Akpınar, Nurcan Sevinç, Selçuk Kuleli

Süleyman Tarık Buğra: Mehmet Nazım, Jale Baysal

Dilaver Cebeci: Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi

Faruk Nafiz Çamlıbel: Çamdeviren, Deli Ozan, Akıllı Ozan, İğne İle Kuyu Kazan…

Hasan Basri Çantay: Nasuhi Dede, Muvahhit Mümin, Siretî, Pir, İrfani, Serseri, Kalender…

Hüseyin Vehbi Şaik Gökyay: Orhan Şaik Gökyay, Cevriye Nalan, Gönül Kızı, Nurbanu…

Reşat Nuri Güntekin: Ateş Böceği, Ağustos Böceği, Hayrettin Rüştü, Cemil Ferit…

Mehmet Doğan Hızlan: Osman Giritli

Bahattin Karakoç: Ekinözlü Aşık Rahmani, Gezgin Ozan, Özer Semercioğlu, Sait Yaylalı…

Mehmet Sezai Karakoç: Mehmet Yasin, Mehmet Leventoğlu, Zülküf Canyüce

Refik Halit Karay: Kirpi, Aydede, Mübeccel Halit, Dürenda…

Necip Fazıl Kısakürek: Adıdeğmez, M. Sarıçizmeli, Dedektif Bir, Pervasız, Neslihan Kısakürek…

Mustafa Kutlu: Hacı Yakupoğlu, Kudret Sinan…

Mahmut Cahit Külebi: Cahit Nazmi, Cahit Erencan, Nazmi Cahit Muhittin…

Mehmet Nusret Nesin: Aziz Nesin, Fevzi Şerbetçi, Battal Bataner, Süleyman Gider, Vedia Nesin…

İskender Pala: İlhami Yalınkılıç, Zülkarneyn Kılıç, Pertev Pala

Nazım Hikmet Ran: Mümtaz Osman, İbrahim Sabri, Atsız Yazıcı, Nurettin Cemal, Selim İleri

Peyami Safa: Server Bedi, Safiye Peyman, Bedia Servet, Cingöz Recai

Cemalettin Seber: Cemal Süreya, Osman Mazlum, Suna Gün

Mustafa Necati Sepetçioğlu: Ahmet Cemil, Ergün Kaftancı, Ergene Pars

Nurettin Topçu: Osman Asyalı, Nizam Ahmet (16)

 

 

 

 

 

Kaynakça:

1. Develioğlu, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 890, Aydın Kitabevi, Ankara, 1988

2. Pala, İskender, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, s. 373, Akçağ Yayınları, Ankara, 1989

3. Yıldırım, Tahsin,  Edebiyatımızda Müstear İsimler, s. 11, Selis Kitaplar, İst. 2006

4. Kaya, Dr. Doğan, Aşık Edebiyatında Mahlas Alma Geleneği, Aşık Edebiyatına Giriş, s. 39, Bişkek

5. Kurtoğlu, Dr. Orhan, Divan Şiirinde Mahlas Değiştirme ve Birden Fazla Mahlas Kullanan Şairler, Bilig-Yaz, s. 71, Sayı 38

6. Yıldırım, a.g.e. s. 22

7. Kurtoğlu, a.g.e

8.  Yıldırım, a.g.e, s.12

9. Pala, a.g.e, s. 320

10. Dilçin, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, Türk Dil Kurumu Yayınları, s. 108. Ankara, 1983

11. Kurtoğlu, a.g.e.

12. Yıldırım, a.g.e

13. Akün, Ömer Faruk, Divan Edebiyatı, İslam Ansiklopedisi, c. IX, s. 395-396, TDV Yay. İst. 1994

14. Yıldırım, age. s. 14

15. Dilçin, a.g.e. s. 107

16. Yıldırım, a.g.e

 

 

 

 

 




Kodlama Taşkın SARICA
#